• YARIM ALTIN
    1.458,00
    % -0,40
  • AMERIKAN DOLARI
    8,1550
    % 0,27
  • € EURO
    9,7089
    % -0,14
  • £ POUND
    11,2284
    % 0,02
  • ¥ YUAN
    1,2454
    % 0,29
  • РУБ RUBLE
    0,1056
    % -0,32
  • BITCOIN/TL
    493733,249
    % 3,33
  • BIST 100
    1.393,24
    % -1,65

Enerji ve Çevre İlişkisi

Enerji ve Çevre İlişkisi

ENERJİ VE ÇEVRE İLİŞKİSİ NEDİR?

Küresel Isınmanın Nedenleri ve Oluşumu

Finansagi.com Yanma gazları, karbondioksit, karbonmonoksit, kükürtdioksit, uçucu organik bileşikler ve taneli madde içermektedir. Nihai tüketim aşamasında meydana gelen enerji kirliliği daha fazla, enerji gereksiniminin % 95’ini oluşturan karbon kökenli birincil kaynakların(kömür, nükleer, petrol, doğalgaz vb.) yakılması sonucu oluşan gazların atmosfere verilmesinden kaynaklanmaktadır.

Enerji ve Çevre İlişkisi

Enerji ve Çevre İlişkisi

Sanayide ve binalarda ısı veya proses buharı elde etmede ve termik santrallerde yakılan kömürün yarattığı kirliliğin yanı sıra, kül ve bu külün içerdiği ağır metallerin (kadmiyum, cıva, kurşun, arsenik v.b.) çevreye yayılması sonucu ortaya çıkan kalıcı kirliliğin etkisi de çok önemlidir.

Enerji ve çevre ilişkisi ile ilgili, atmosferin bileşiminde bulunan sera gazları (CO2, N2O, CH4 ve CFC) filtre görevi yapmaktadır. Güneş ışınları önemli bir etkenle karşılaşmadan yeryüzüne ulaşmalarına karşın, yerden kızılötesi ışınlar halinde uzaya yansırken, bunların enerjilerinin bir kısmı sera gazları molekülleri tarafından tutulur. Bu mekanizma bir denge içinde atmosferin ortalama sıcaklığının hemen hemen sabit kalmasını sağlar. Eğer bu denge söz konusu olmasaydı, günümüzde ortalama 15°C olan dünyanın sıcaklığı -18 °C civarında olacaktı.

Sera gazlarındaki artışın mevcut dengeyi bozarak sera etkisini güçlendirdiği, IPCC(Uluslararası İklim Değişikliği Paneli)’ nin temel aldığı en gelişmiş iklim modellerine göre, küresel ortalama yüzey sıcaklıklarının 1990-2100 dönemi için 1.4 ile 5.8 °C artacağı öngörülmektedir (IPCC, 2001a).

Asit Yağmurlarının Oluşumu

Fosil yakıtların tüketilmesi CO2 emisyonu yanında bölgesel asit yağmurlarının da oluşmasına neden olmaktadır. Bileşimlerinde az veya yüksek oranda bulunan kükürtten dolayı sülfürik asitlerinin oluşması bölgesel olarak tüm canlıların sağlığını tehdit etmekte ve ekolojik dengeyi bozmaktadır. Bu olay tamamen enerji ve çevre ilişkisi arasındaki sebep-sonuç olarak ifade edilebilir.

Asit Yağmurları Oluşumu

Asit Yağmurları Oluşumu

Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesine ait Yükümlülükler

  • Ulusal sera gazı envanterini hazırlamak ve bildirimini yapmak,
  • İklim değişikliğinin azaltılması ve iklim değişikliğine uyumu kolaylaştırıcı tedbirleri içeren programları geliştirmek ve bildirimini yapmak,
  • İlgili teknolojilerin, çalışmaların ve uygulamaların hayata geçirilmesinde ve yaygınlaştırılmasında işbirliğini sağlamak,
  • Sosyal, ekonomik ve çevresel politikalarda iklim değişikliğini göz önüne almak,
  • İklim değişikliğini azaltmak amacıyla, sera gazlarının insan kaynaklı emisyonlarını sınırlandırmak ve sera gazı emisyonlarını yutan alanları arttırmak yönünde tedbirler almak ve politikalar benimsemek,
  • İklim değişikliğini önlemek için alınan tedbirleri ve izlenen politikaları Birleşmiş Milletler’ e bildirmek,
  • Ulusal Raporları hazırlamak ve Birleşmiş Milletler’ e sunmak.

Kyoto Protokolu ve Kapsamı

  • 2008-2012 döneminde Protokole göre, Ek-I listesinde yer alan ülkeler, birinci taahhüt dönemi sonunda toplam sera gazı emisyon miktarını 1990 yılı seviyesinin en az %5 altına indirmekle yükümlüdürler.
  • Kyoto Protokolü Şubat 2005 tarihi itibariyle yürürlüğe girmiştir.
  • Kyoto Protokolü ile ilk etapta 6 sera gazının toplam emisyonuna sınırlama getirilmiştir.

Tüm bu maddeler direk enerji ve çevre ilişkisi sağlıklı oluşmasını sağlar.

Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi / Türkiye’nin Ulusal Misyonu ve Vizyonu;

Türkiye’nin ‘İklim Değişikliği’ kapsamındaki ulusal misyonu; sürdürülebilir kalkınma hedef ve ilkelerinden taviz vermeden, ulusal ve uluslararası kurum ve kuruluşlarla işbirliği içerisinde, küresel iklim değişikliği rejimine, ortak ve farklılaştırılmış sorumluluklar çerçevesinde katkı vermek üzere etkin politika ve stratejileri geliştirmek ve uygulamaktır.

Türkiye’nin ‘İklim Değişikliği’ kapsamındaki ulusal vizyonu; kalkınma politikalarını, iklim değişikliği politikalarıyla entegre etmiş, temiz ve yenilenebilir enerji kaynaklarının üretimi ve kullanımını öncelemek yoluyla uzun vadede düşük karbon ekonomisine geçmiş, uluslar arası iklim değişikliği politikalarına “özel şartları” çerçevesinde aktif katılım sağlayan ve yön veren bir ülke olmaktır.

  • 2012 yılı sonuna kadar herhangi bir emisyon kotasına tabi olmayacaktır.
  • Bu aşamada Kyoto Protokolü esneklik mekanizmalarından yararlanmayacaktır.
  • Gönüllü Karbon Piyasalarından ise yararlanılabilmektedir. Özellikle yenilebilir enerji, atıktan enerji elde edilmesi, enerji verimliliğine yönelik projeler vb.

Avrupa Birliği 2020 Yılı Hedefleri

1.Enerji Verimliliği: Birim üretim başına enerji tüketiminde 20% azaltma hedeflenmektedir.

2.Yenilenebilir enerji payı: Toplam enerji üretiminde 20% azaltma hedeflenmektedir.

3.Emisyonlar: 1990 yılına göre 20% düşme, uluslararası bir anlaşma imzalanması halinde %30 azaltma hedeflenmektedir.

Türkiye’ nin Hedefleri ve Gelişmeleri

-Ulusal İklim Değişikliği Strateji Belgesi (2010-2020)-Enerji ve Çevre İlişkisi

  • 2023 yılına kadar toplam elektrik enerjisi üretiminde yenilenebilir enerji payı %30’a çıkarılacaktır (kurulu güç kapasitesi: rüzgâr 20000 MW, jeotermal 600 MW)
  • Enerji sektöründe 2020 yılına kadar referans senaryoya göre %7 CO2 sınırlaması potansiyeli hedeflenecektir.

-Türkiye’nin İklim Değişikliği Ulusal Eylem Planının Geliştirilmesi Projesi

  • Enerji yoğunluğunun düşürülmesi, (Örn: Birincil enerji yoğunluğunun, 2015 yılında 2008 yılına göre %10 oranında azaltılması)
  • Elektrik üretiminde kömür kullanımından kaynaklanan sera gazı emisyonunun sınırlandırılması,
  • Elektrik dağıtımında kayıp ve kaçakların azaltılması, (Örn:2023 yılına kadar ülke çapında elektrik dağıtım kayıplarının %8’e indirilmesi)
  • Temiz enerjinin üretim ve kullanımdaki payının arttırılması, (Örneğin: Yenilenebilir enerjinin elektrik üretimindeki payının 2023 yılına kadar % 30’ a ulaşmasının sağlanması)

planlanmaktadır.

-Türkiye 2010-2014 Stratejik Planı (Enerji ve Çevre İlişkisi)

  • Birincil Enerji yoğunluğu 2023 yılına kadar 2008 yılına göre %20 (2015’e kadar %10) azaltılacaktır.
  • 2023 yılına kadar toplam elektrik enerjisi üretiminde yenilenebilir enerji payı %30’a çıkarılacaktır. (2015’e kadar kurulu güç hedefleri: rüzgâr 10000 MW, jeotermal 300 MW)
  • 2014 yılından sonra enerji sektöründen kaynaklı sera gazı emisyon artış hızında azalma sağlanacaktır.

-Enerji Verimliliği Strateji Belgesi (2011-2023)

  • 2023 yılında Türkiye’nin GSYİH başına tüketilen enerji miktarının (enerji yoğunluğunun) veya referans senaryoya göre tahmin edilen toplam birincil enerji ihtiyacının en az %20 azaltılması hedeflenmektedir.
  • Belgenin yayım tarihi itibariyle 10 yıl içerisinde, her bir sanayi alt sektöründeki indirgenmiş enerji yoğunlukları, her bir alt sektör için %10’dan az olmamak üzere sektör işbirlikleri ile belirlenecek oranlarda azaltılacaktır.
  • 2023 yılına kadar, ülke genelindeki kömürlü termik santrallerin atık ısı geri kazanımı dâhil ortalama toplam çevrim verimleri yüzde %45’in üzerine çıkarılacaktır.

Enerji ve çevre ilişkisine dair, sanayinin çevre kirliliği ve doğal kaynakların aşırı kullanımına yol açtığı gerçeğinden hareketle, çevreyi endüstriyel faaliyetlerin olumsuz etkilerinden korumak, “sürdürülebilir kalkınmanın” temel kriteridir. Günümüzde kalkınma planlarında çevre politikaları, önceleri sadece ortaya çıkan kirliliği gidermeyi amaçlarken, daha sonra önleyici politikalar ve nihayet sürdürülebilir kalkınma anlayışına uygun bir şekilde, çevre ve ekonominin entegrasyonuna öncelik veren politikalar şeklinde bir gelişme göstermiştir.

Küresel Isınmanın Oluşumu

Küresel Isınmanın Oluşumu

Artan çevre bilinci ile enerji ve hammaddenin korunması, zehirli kimyasalların ortadan kaldırılması ve proses ile ürünlerin yarattığı atık ve kirleticilerin azaltılması yanında hava, su ve toprağa verilen miktarları en aza indirgeyen çevre dostu üretim teknikleri ve teknolojilerine büyük önem verilmeye başlanmıştır. Ülkemizde sanayileşme süreci batılı ülkelerden daha sonra başlamış olmasına rağmen son yıllarda birçok bölgemizde görülen çevre kirliliğinin boyutları, mevcut yönetmeliklerde yer alan sınır değerlerinin oldukça üzerinde ve gelişmiş ülkelerde görülmeyecek boyutlardadır.

Bunun nedenleri arasında;

  • Sanayi tesislerinin çevre yatırımları ile birlikte kurulmamış/kurulamamış olması,
  • Çevre bilincinin yeterince gelişmemiş olması,
  • Çevre yatırımları için yeterli finansal kaynağın bulunmaması,
  • Yanlış yer seçimi,
  • Yeterli denetimlerin yapılamaması veya yaptırımların yetersiz olması,

sayılabilir.

Azot oksitler, altı farklı gazın bir karışımıdırlar ve topluca NOx olarak gösterilirler. Hava kirliliğinde azot monoksit(NO) ve diazot oksit(N2O) büyük önem taşırlar ve sadece bu iki oksit türü atmosfere büyük miktarlarda verilir. Her iki gaz da yüksek konsantrasyonlarda (>50 ppm) toksit ve öldürücü etki gösterirler. Çevre havasında NO konsantrasyonu 1.22 mg/m3 (1 ppm) den düşüktür ve sağlık üzerinde tehlikeli bir etkiye yol açmazlar.

Sonuç olarak; temiz enerji ve çevre ilişkisinin kurulması adına hayatımız boyunca enerjiyi verimli kullanmalı, enerji kaynaklarımızı boşa heba etmemeliyiz. Çevreye karşı yeterince saygılı olmazsak eğer gelecek nesillerimiz için Dünya daha yaşanmaz hale gelecektir. Ayrıca enerji üretiminde yenilenebilir enerjinin(rüzgar, güneş, hidro vb.) payıda mutlaka arttırılmalıdır. Ülkeler, enerji ve çevreye duyarlı politikaları mutlaka önemsemeli ve uygulanması noktasında irade göstermelidir.

Enerjinin insan ilişkisi, çevre, yaşam ve madde konularında daha fazla makaleyi Finansagi.com adresinde bulabileceksiniz.

Enerji ve Çevre ilişkisi hakkında siz neler düşünüyorsunuz? Enerji ve çevre ilişkisi sizce ne kadar birbiri ile ilişkilidir? Konu ile ilgili görüşlerinizi aşağıda bulunan yorum kısmında paylaşabilirsiniz.

https://finansagi.com/ Son dakika gelişmelerden anında haberdar olmak için bizi Twitter’da takip edin.